Tesettür, İslam inancında ilahi bir emir olarak kabul edilen; özü itibarıyla haya, ölçülülük ve mahremiyeti esas alan bir giyim ve davranış anlayışıdır. Bu anlayış yalnızca kıyafetle sınırlı değildir; kişinin tutumunu, üslubunu ve toplumsal duruşunu da kapsayan bütüncül bir ahlaki çerçeve sunar. Dolayısıyla tesettür, sadece bir örtünme biçimi değil, aynı zamanda bir kimlik ve temsil meselesidir.
Geleneksel yorumlarda ve islam dininde tesettürün temel amacı; dikkat çekmemek, bedeni hatları belirginleştirmeyecek ölçüde bol ve sade giyinmek, gösterişten uzak durmaktır. Renk, model ve aksesuar tercihlerinde abartıdan kaçınmak da bu anlayışın bir parçası olarak değerlendirilmiştir. Bu yaklaşım, bireyin hem kendisine hem de topluma karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmesini öğütler.
Ancak günümüzde tesettür kavramı, farklı yorumlar ve uygulamalarla çeşitlenmiş durumdadır. Moda endüstrisinin büyümesi, sosyal medyanın etkisi ve bireysel tarz arayışlarının artmasıyla birlikte, tesettür giyimin estetik boyutu daha görünür hale gelmiştir. Bu durum bazı çevrelerde, tesettürün özündeki “gösterişten uzaklık” ilkesinin zedelendiği yönünde eleştirilere yol açmaktadır. Özellikle dar kıyafetler, dikkat çekici renkler, yoğun makyaj ve iddialı aksesuar kullanımı, tesettürün ruhuyla bağdaştırılamamaktadır.
Bu noktada temel mesele, örtünmenin yalnızca fiziksel bir biçimden ibaret olup olmadığı sorusudur. Eğer tesettür bir değerler bütünüyse; dil, davranış, nezaket ve toplumsal sorumluluk bilinci de bu bütünün ayrılmaz parçalarıdır. Kıyafetle verilen mesaj ile sergilenen tavır arasındaki uyum, temsil açısından belirleyici olmaktadır. Çünkü tesettürlü bir birey, çoğu zaman yalnızca kendisini değil, inancını ve bir yaşam biçimini de temsil ettiği düşüncesiyle değerlendirilir.
Öte yandan önemli bir husus da şudur: Hiçbir birey, başkasının inanç pratiğinin mutlak ölçüsü ya da denetleyicisi değildir. Dış görünüş üzerinden yapılan genellemeler, hem toplumsal kutuplaşmayı artırmakta hem de meseleyi indirgemeci bir zemine taşımaktadır. Nitekim sade ve ölçülü bir yaşam tarzını benimseyen çok sayıda tesettürlü kadın olduğu gibi, örtünmeyen fakat son derece mütevazı, ahlaklı ve zarif bir duruş sergileyen kadınlar da vardır. Ahlak ve edep, yalnızca belirli bir kıyafet biçimiyle sınırlanamayacak kadar geniş kavramlardır.
Dolayısıyla tartışmanın sağlıklı zemini, bireyleri yargılamak değil; tesettürün anlamı üzerine daha derinlikli bir farkındalık geliştirmek olmalıdır. Tesettür, özü itibarıyla saygınlık, vakar ve bilinçli bir tercih demektir. Bu değerlerin korunması ise hem bireysel samimiyet hem de toplumsal hassasiyet gerektirir.
Sonuç olarak, tesettürün onuru; başkalarını küçümsemekle değil, kendi duruşunu tutarlı ve saygın biçimde ortaya koymakla korunur. Her bireyin inancını yaşama biçimi farklılık gösterebilir; ancak ortak payda, karşılıklı saygı ve ahlaki tutarlılık olmalıdır. Gerçek temsil, biçim ile öz arasındaki uyumda saklıdır. Tesettürün onuruna yakışır biçimde örtünmek en doğru olandır, ne yazıkki tesettürü kamuflaj olarak kullanan kişilerde var, onu bile tam yapamayan adeta tesettür ile dalga geçen dikkat çekmeye çalışanlar oldukça fazla. Tesettür bir şereftir, kafayı yarıya kadar açmak,dar giyinmek, sokakta elde sigara içmek, aşırı makyaj, ojeli protez tırnaklardan sonra diyeceğim sadece şu olacak ki; dini başörtüsünün altında aramayın. Her tesettür aynı niyette değildir.
Mavi Yıldırım


YORUMLAR